Blog

Sınırsız bir caz:
James Carter Organ Trio

Blog
Sınırsız bir caz: James Carter Organ Trio

11.10.2019

Yazı: Leyla Aksu
İllüstrasyon: Saydan Akşit

1980’li yılların ortasında caz sahnesine atıldığından beri, saksafon virtüözü ve emprovizasyon ustası James Carter müzikal yaratıcılığında sınır tanımıyor. Konsept, iş birliği ve janr anlamında müziğin her daim açık olması gerektiğine inanan Carter, cazın bütünlüğünü müziğine dahil ederken, aynı zamanda da janrı geleceğe taşıyor. 2001 yılında James Carter Organ Trio’yu kuran sanatçı, o zamandan bu yana geleneksel üçlü formatına da yeni ve hissedilebilir bir enerji aşılamakta. Üçlü Akbank Caz Festivali kapsamında 21 Ekim’de Zorlu PSM’ye konuk olmadan önce, James Carter’ın kariyerinden şaşırtıcı satır başlarına ve uzun soluklu grubuna kısaca göz atıyoruz.

  • Alto, tenor, bariton ve soprano saksafon, flüt ve bas klarnette usta olan James Carter, sahnedeki karizması ve albenisi, enstrümanı üzerindeki nefes kesici hâkimiyeti ve özgün, tutkulu tonuyla tanınıyor. Kariyeri boyunca üretken bir iş birlikçi olan müzisyenin beraber çalıştığı ve kayıt yaptığı isimler arasında Lester Bowie, Ginger Baker, Cyrus Chestnut, Wynton Marsalis, Madeleine Peyroux ve Marcus Miller gibi sanatçılar yer alıyor.
  • 1969’da Detroit, Michigan’da müzikle iç içe bir aileye doğan James Carter, evinin ve şehrinin sunduğu müzikal olanakların içerisinde demlenerek büyüdü ve ilk saksafonunu 11 yaşındayken eline aldı. Enstrümanına dair tüm detayları “müzikal babası” olan yerel caz insanı Donald Washingon’dan öğrenen Carter, 17 yaşına geldiğinde Wynton Marsalis ile turneye çıkıyordu.
  • Carter ile Detroit’te aynı sahneyi paylaşan trompetçi Lester Bowie, genç müzisyeni yeni dörtlüsüyle birlikte çalışmak üzere New York’a davet etti. Carter’ın kariyerinde bir dönüm noktası olan bu andan sonra genç sanatçı New York’a taşındı ve caz sahnesinde dikkatleri üzerine topladı.
  • İlk solo albümü JC On the Set’i 1993’te yayınlayan Carter, uzun zamandır en çok övgü toplayan caz saksafon çıkışlarından birine imza attı ve bu albüm, Atlantic Records ile uzun süreli ilişkisinin başlangıcı oldu. Şirketin caz kolu 2000 yılında feshedilince, Carter’ın şirket için son yayınları da Chasin’ the Gypsy ve Layin’ the Cut oldu. İlki Django Reinhardt ve Stephane Grappelli’nin ortaklıklarından ilham alan, ikincisi de güçlü bir doz free funk sunan bu iki albüm, “müzikal anlamda bir ayağı geçmişte ve ötekisini de zamanın ilerisinde bulundurmak” hedefini hayata geçiriyordu.
  • Yalnızca bir yıl sonra, Carter 2001’de Detroit’lı müzisyen arkadaşları orgcu Gerard Gibbs ve baterist Leonard King ile beraber James Carter Organ Trio’yu kurdu. Zahmetsizce geniş ve kapsayıcı bir sound yakalayan grubun son yayını ise 10. yıllarında blues’u ve grubun baş döndüren kimyasını kutlayan At the Crossroads (2011) oldu. Günümüzde davulda Alex White ile devam eden bu ortaklıkla ilgili Carter’ın sözleri de böyle: “Bu üçlünün en uzun soluklu ve birbirine bağlı grubum olmasının bir sebebi var... [Bunlar] her aşamada müziğe şekil vermiş dört dörtlük müzisyenler. Bu yüzden ayrılmayı gerçekten hiç düşünmedim.
  • Carter ilerleyen yıllarda da müzikal deneylerine devam etti. Hayranlığını nasıl ifade edeceğini her zaman çok iyi bilen sanatçı, Billie Holiday’e övgü niteliğindeki Gardenias for Lady Day albümünü 2003’te, indie grubu Pavement’a bir saygı duruşu olan Gold Sounds sürprizini ise 2005’te de yayınladı. 2008 yılında EmArcy Records ile anlaştıktan sonra da Roberto Sierra’nın Saksafon ve Orkestra Konçertosu’nu barındıran ve heyecanla beklenen Carribean Rhapsody’i (2011) paylaştı.
  • Son zamanlarda James Carter’s Elektrik Outlet ile elektronik müzik dünyasına açılan Carter, hâlâ yeni ve alışılmamış yolları keşfetmeye, sınırlara karşı koymaya ve evi Detroit’a daima bağlı kalmaya devam ediyor: “Hep kendimi bir Detroit müzisyeni gibi hissedeceğim... Detroit müzisyeni olmak demek, en hakiki anlamında Batı yakasının en iyisini, Doğu yakasının en iyisini ve tabii ki de Chicago’dan yükselen ve ta Memphis’e kadar inen blues’un en iyisine sahip olmak demek... Ve başka hiçbir yerin bana böyle bir deneyim sunabileceğini sanmıyorum.”

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bizi Takip Edin
TR EN
Etkinlikleri etiketlere göre filtreleyin
21 EYL PZT
-
22 EYL SAL
-
23 EYL ÇAR
-
24 EYL PER
-
25 EYL CUM
-
26 EYL CMT
-
27 EYL PAZ
-
28 EYL PZT
-
29 EYL SAL
-
30 EYL ÇAR
1

Seminer Ontolojik Fark

Akbank Sanat Youtube

01 EKİ PER
1

18:00

Seminer Çağdaş sanat, güncellik ve bir pozisyon olarak politika

Akbank Sanat Youtube

02 EKİ CUM
-
03 EKİ CMT
-
04 EKİ PAZ
-
05 EKİ PZT
-
06 EKİ SAL
-
07 EKİ ÇAR
-
08 EKİ PER
1

18:00

Seminer Küratörlük kaynakları: büyük sergiler ve evrim

Akbank Sanat Youtube

09 EKİ CUM
-
10 EKİ CMT
-
11 EKİ PAZ
-

Etkinliği takviminize ekleyin

E-Bülten'e üye olun