Blog

Kısadan Uzuna: Mehmet Can Mertoğlu

Blog
Kısadan Uzuna: Mehmet Can Mertoğlu

04.03.2019

Röportaj: Tuba Altuntaş
İllüstrasyon: Saydan Akşit

Türkiye sinemasının genç yeteneklerinden yazar ve yönetmen Mehmet Can Mertoğlu bu yıl 15.’si gerçekleşen Akbank Kısa Film Festivali’nin Kısadan Uzuna bölümünün konuğu. İlk uzun metrajlı filmi Albüm ve öncesinde yaptığı iki kısa filmi Yokuş ve Fer de festivalde izleyiciyle buluşacak. Kendine has üslubuyla hem ulusal hem de uluslararası festivallerde dikkat çeken Mertoğlu’na sinemasal yolcuğu üzerine sorular sorduk.

Sizi küçük yaşlardan beri sinemayla yakından ilgilenen biri olarak biliyoruz. Boğaziçi Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okurken Mithat Alam Film Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren Sinefil dergisinin editörlüğünü yaptınız. Sinema ilgi alanınızken çektiğiniz ilk kısa film Yokuş’la birlikte artık işiniz oldu. Bu geçiş sürecini bize biraz anlatır mısınız?

Esasında lise yıllarımın son kısmından itibaren film çekebilme arzusundaydım. Boğaziçi Üniversitesi'ni Nuri Bilge Ceylan, Reha Erdem, Derviş Zaim gibi pek çok yönetmenin yolunun geçtiği, sinema yahut iletişim gibi bir fakülte barındırmasa dahi kendi içerisinde bir sinema geleneği olduğunu bilerek tercih etmiştim. Mithat Alam Film Merkezi'nin kapsamlı arşivi sayesinde çok fazla sayıda film seyredip o güne değin varlığından haberdar dahi olmadığım çeşitli coğrafyalardaki yönetmenleri tanıma olanağına eriştim. Burada keşfedebildiğim filmlerin coşkusu film çekebilme hevesimi daha da pekiştirdi. Bir kısa filmin nasıl gerçekleştirilebileceği konusunda ancak üstünkörü sayılabilecek fikirlerim olsa da küçük bir ekiple memleketimde birkaç gün içerisinde daha kolaylıkla çekebileceğimi de varsayarak Yokuş'un senaryosunu yazıp şansımı denemek adına Kültür Bakanlığı'nın kısa film yapım desteğine başvurdum. Projenin sembolik de olsa desteğe layık bulunması maddi kısmından ziyade manevi anlamda yüreklendirici oldu. Bu destek çeşitli kurumların ekipman, film stoğu ve de ayni desteklerine de vesile olunca mütevazı ancak deneyimli bir ekiple filmi çekebilmeyi başarabildik.

Elbette her yönetmen ilk başta kısa film çekerek başlamalıdır diye bir kural yok ancak kattığı deneyim de göz ardı edilemeyecek kadar büyük. Yönetmenliğe kısa filmle başlamış biri olarak kısa film çekmenin sinemanıza nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz?

Kesinlikle çok önemli bir tecrübe olduğu kanaatindeyim. Sektörün içerisinde yer alan biri olmadığımdan Yokuş'un evvelinde hayatımda çıplak gözle görebildiğim yegane set, çocukluğumdaki bir İstanbul seyahatinde Tatilya eğlence merkezinde yaklaşık elli altmış metre öteden görebildiğim Evdeki Yabancı televizyon dizisi setinden ibaretti. Esasında aynı dönemde bazı arkadaşlarımın kısa film çekme teşebbüsleri olsa da gerek sette işi olmayan biri olarak ne yapabileceğimi kestiremediğimden gerekse de biraz utangaçlığımdan herhangi bir film seti görebilme fırsatına sahip olamamıştım.

Aynı dönemde özellikle Yazgı, Mayıs Sıkıntısı, Uzak gibi filmlerin kamera arkalarını defalarca seyredip bir filmin nasıl gerçekleştirebileceği hususunda fikir sahibi olmaya gayret etmiştim ve elbette bir fikrim de oluşmuştu. Ancak yine de sette bazı şeyleri deneyimlemeden öğrenmek varsayımlardan ibaret kalıyor, bu manada Yokuş tecrübesi oldukça öğreticiydi kendi adıma.

Albüm filmiyle çok sayıda festival dolaştınız ve ödüller kazandınız. Katıldığınız festivallerden sizin için en unutulmaz anlar hangisiydi? Söyleşiler, röportajlar ya da gösterimler sonrası soru-cevap bölümlerinde aklınızda kalan ilginç anlar ya da size yöneltilen sorular var mıydı?

Açıkçası ilk aklıma gelen Bükreş'teki Les Filmes de Cannes à Bucarest festivali. Bu festival Cannes'da çeşitli bölümlerde yer alan filmlerden oluşan küçük bir seçki ile Bükreş ve biraz bizdeki Gezici Festival hüviyetinde diğer birkaç Romanya kentinde gösterildiği esasında hâyli mütevazı bir etkinlik. Festivali muadillerinden ayıran en önemli unsur ise başkanı ve düzenleyicisinin yönetmen Cristian Mungiu olması. Kendisinin de tesiri ve müthiş misafirperverliği ile festival oldukça mühim konukları ağırlama olanağına sahipti. Albüm'ün Bükreş'teki gösterimi sonrasında oldukça izbe bir meyhaneye Corneliu Porumboiu, Radu Muntean, Alain Guiraudie ve elbette Cristian'la birlikte Şampiyonlar Ligi'nde FC Barcelona - Manchester City maçını seyretmeye gidip saatler boyunca sinema üzerine muhabbet edebilmek kendi adıma olağanüstü bir deneyim olmuş idi. Festivalin ertesi günü aynı ekibe Olivier Assayas da dahil oldu, böylelikle kendisinden tecrübelerini birinci elden oldukça kapsamlı bir şekilde dinleyebilmek de benim gibi bir film profesyonelinden ziyade bir sinemasever için müthiş bir keyifti doğrusu.

Yine aynı festival kapsamında katıldığım Timişoara'daki söyleşi de kendi adıma oldukça enteresan bir tecrübe idi. Görece pek de kalabalık olmayan bir kentte, akşamın 10'u gibi geç sayılabilecek bir saatte, kültür merkezinden bozma bir sinema salonunda, berbat sayılabilecek yağmurlu bir havada neredeyse sayısı bini aşan seyirci gösterime katılmıştı. Filmin akabinde aşağı yukarı bir buçuk saat süren bir soru-cevap etkinliği yapmıştık. Türkiye'den küçük bir filme gösterdikleri bu alaka hakikaten garip hissettirmişti. Söyleşideki soruların bir tanesinde Albüm'dekine benzer sıkıntılar yaşayan bir ailenin evlat edinme tecrübelerini dinlemek de hâyli enteresandı.

Albüm filmiyle, sahte bir aile inşa ederek yarattığınız “normalliğin korkunçluğu” manzaraları üzerinden kendine has üslubu olan bir film çıkardınız. Kara komedi türündeki bu son derece nevi şahsına münhasır filmden ve kazandığınız ödüllerden sonra haliyle bir sonraki filminiz merakla bekleniyor. Şu an üzerinde çalıştığınız filminiz var mı ve nasıl bir aşamada?

Evet, üzerinde çalıştığım ve senaryosunu tamamlamaya çalıştığım yeni bir film projem var. Albüm'e nazaran kağıt üzerinde daha fazla finansman gerektirecek gibi duruyor. Pek de acele etmek istemediğimden 2021 gibi çekebilmeyi umut ediyorum.

Albüm’ü kısıtlı film stoğu ile 35 mm çektiniz ve hem sizin hem de oyuncular için oldukça zor bir işin altından başarıyla kalktınız. Öncelikle film makaralarının neredeyse tarih olduğu dijital bir dünyada neden 35 mm’yi tercih ettiniz ve nasıl ham film buldunuz? Bir sonraki filminizde de kullanacak mısınız?

Birden fazla etmeni olduğunu söyleyebilmem mümkün. Sevdiğim ve kendimce yapmaya çalıştığım sinemada dijitalin henüz estetik manada pelikülün yanına yaklaşabildiğini düşünmüyorum. Muhakkak ki dijitalin yakıştığı ve oldukça güzel uygulandığı iyi filmlere de rastlıyoruz ama günümüzde dijital kamerayla çekilmiş pek çok filmin neredeyse tek elden çıkmış, boyutsuz bir görselliğe sahip olduğu kanaatindeyim. Özellikle hissiyat olarak biricikliği zedelediğini düşünüyorum. Öte yandan, peliküldeki kısıtlanılmışlığı da bir bakıma olumlu addettiğim de söylenebilir. Böylelikle oyuncusundan, ışık ekibine, set ekibinden yönetmene kadar herkes farklı bir adanmışlıkla daha özveriyle hareket ediyor.

Ham filmleri Almanya'dan getirttik, Türkiye'de yahut coğrafyamızda Kodak'ın sinema departmanıyla alakalı bir bürosu kalmadığından biraz da zaruri idi. Yıkama işlemleri de Türkiye'de artık ne yazık ki herhangi bir laboratuvar mevcut bulunmadığından Romanya'da yapıldı. Gerek bürokratik, gerekse de fiziksel etmenlerden ötürü hâyli meşakkatli olduğunu söylemeliyim, ancak neticeden oldukça memnunum. Bundan sonraki filmimi de aynı şekilde pelikül ile çekmeyi planlıyorum, tabii o güne kadar Avrupa'daki diğer aktif laboratuvarlar da birer birer kepenk indirmezse.

Dünyada her geçen gün kısa film festivali sayısı artarken siz hangi kısa film festivallerini takip ediyorsunuz?  

Köklü kısa film festivallerinden Clermont-Ferrand ve Oberhausen'da en azından ödül alan filmleri seyredebilmeye gayret ediyorum elimden geldiğince. Büyük film festivallerinden ise Locarno ve Rotterdam'daki kısa seçkilerini de takip etmeye çalışıyorum.

Bu yıl aynı zamanda Akbank Kısa Film Festivali’nde “Kısadan Uzuna” adlı söyleşiniz de olacak. Bize genel hatlarıyla neler anlatacaksınız? Biraz söyleşinizin çizeceği rotadan bahsedebilir misiniz?

Kısadan Uzuna bölümünde özellikle kısa metrajlı filmlerimin yapım öncesi, çekim ve yapım sonrası serüvenlerinden söz etmek istiyorum, bu süreçte başımdan geçen olumlu daha ziyade de olumsuz tecrübeleri dinleyici arkadaşlarla şeffaf bir şekilde paylaşabilme niyetindeyim. Benim şahsi deneyimlerime benzer sıkıntıları yaşayan arkadaşların mevcut olduğuna kuşkum yok, onların da hiç çekinmeden yöneltebilecekleri her türlü soru ile aklımızı kurcalayan birtakım hususlara yanıtları beraber arayabileceğimizi ümit ediyorum.

Akbank Kısa Film Festivali’ne dair görüşlerinizi rica etsek bizimle paylaşır mısınız?

Akbank Kısa Film Festivali, önemsediğim ve geride bıraktığımız yıllar içerisinde kendi kültürünü oluşturabildiğine inandığım bir festival. Festivalin, gerek ülkemiz kısa film dünyasının güncel ve yetkin örneklerini derli toplu bir şekilde yakalayabilmek, gerekse de normal şartlarda erişebilmemizin pek de kolay olmadığı saygın yurtdışı festivallerinden bilumum uluslararası kısa filmi bütünlüklü seçkilerde keşfedebilme olanağı tanıması açısından oldukça kıymetli buluyorum. Bu yılki festivalin bir parçası olabilmekten de ayrıca büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bizi Takip Edin
TR EN
Etkinlikleri etiketlere göre filtreleyin
11 KAS PZT
-
12 KAS SAL
1

18:30

Aerial Dans

Akbank Sanat

13 KAS ÇAR
2

18:30

Güce Tapmak, Güçlüden KorkmakSineklerin Tanrısı

Akbank Sanat

18:30

Yetişkinler İçin Dans Dersleri

Akbank Sanat

14 KAS PER
2

18:30

Yetişkinler İçin Dans Dersleri

Akbank Sanat

19:00

Morometii 2 / Moromete Ailesi 2

Akbank Sanat

15 KAS CUM
2

18:00

Estetik 2

Açık Diyalog İstanbul

18:30

Yetişkinler İçin Dans Dersleri

Akbank Sanat

16 KAS CMT
6

11:00

Rengarenk Kupalar (6-12 Yaş)

Akbank Sanat

13:00

Çocuklar İçin Yaratıcı Dans Dersleri (4-6 yaş)

Akbank Sanat

13:00

Kendi Çantamı Tasarlıyorum (6-12 Yaş)

Akbank Sanat

14:30

Yıldız Sanatları (6-12 Yaş)

Akbank Sanat

15:00

Thou Shalt Not Kill / Öldürmeyeceksin

Akbank Sanat

16:00

Kültür Politikaları ve Sanat

Akbank Sanat

17 KAS PAZ
-
18 KAS PZT
-
19 KAS SAL
1

18:30

Aerial Dans

Akbank Sanat

20 KAS ÇAR
4

Sergi Düzenli Delilik

Akbank Sanat

18:30

Düzenli Delilik

Akbank Sanat

18:30

Yetişkinler İçin Dans Dersleri

Akbank Sanat

20:00

Soojin Suh Chordless Quartet

Akbank Sanat

21 KAS PER
3

Sergi Düzenli Delilik

Akbank Sanat

18:30

Yetişkinler İçin Dans Dersleri

Akbank Sanat

19:00

Pup-o, ma!

Akbank Sanat

22 KAS CUM
3

Sergi Düzenli Delilik

Akbank Sanat

18:00

Çağdaş Sanat Yazımı, Yazı ve Kürasyon Arasındaki İlişki

Açık Diyalog İstanbul

18:30

Yetişkinler İçin Dans Dersleri

Akbank Sanat

23 KAS CMT
3

Sergi Düzenli Delilik

Akbank Sanat

13:00

Çocuklar İçin Yaratıcı Dans Dersleri (4-6 yaş)

Akbank Sanat

16:00

Küratöryel Süreçte Sanatçılarla İlişkiler ve Etkileşim

Açık Diyalog İstanbul

24 KAS PAZ
-
25 KAS PZT
-
26 KAS SAL
3

Sergi Düzenli Delilik

Akbank Sanat

18:30

Aerial Dans

Akbank Sanat

19:00

Coboram La Prima / Yanımda

Akbank Sanat

27 KAS ÇAR
3

Sergi Düzenli Delilik

Akbank Sanat

18:30

Öğrenen Makinalar ve Makinalarla Birlikte Öğrenen Sanatçılar

Akbank Sanat

18:30

Yetişkinler İçin Dans Dersleri

Akbank Sanat

28 KAS PER
3

Sergi Düzenli Delilik

Akbank Sanat

18:30

Kant’ın Kritik Projesi ve Çağdaş Felsefenin Krizi

Akbank Sanat

18:30

Yetişkinler İçin Dans Dersleri

Akbank Sanat

29 KAS CUM
3

Sergi Düzenli Delilik

Akbank Sanat

12:00

Sergileme Kurgusuna Giriş 1

Açık Diyalog İstanbul

18:30

Yetişkinler İçin Dans Dersleri

Akbank Sanat

30 KAS CMT
8

Sergi Düzenli Delilik

Akbank Sanat

11:00

Mini Mozaik Atölyesi (7 - 12 Yaş)

Akbank Sanat

12:30

Oyuncak Heykel Atölyesi (7 - 12 Yaş)

Akbank Sanat

13:00

Çocuklar İçin Yaratıcı Dans Dersleri (4-6 yaş)

Akbank Sanat

13:00

The Story of Macbeth

Akbank Sanat

14:15

Eller Kollar Artık Hepsi Heykeller (9-12 Yaş)

Akbank Sanat

15:00

Hollanda’dan Animasyon Filmler

Akbank Sanat

16:00

80'lerden Günümüze Galeri Nev Deneyimiyle Küratöryal Galericilik

Akbank Sanat

01 ARA PAZ
-

Etkinliği takviminize ekleyin

E-Bülten'e üye olun