Yüksel Dilan Domaniç Nalbantoğlu
Yüksel Dilan Domaniç Nalbantoğlu, 1993 yılında İstanbul’da doğdu. Lise eğitimini Üsküdar Amerikan Lisesi’nde tamamladı. Koç Üniversitesi’nde Ekonomi ve Uluslararası İlişkiler çift anadal programından mezun olurken, Medya ve Görsel Sanatlar alanında yandal yaptı. Akademik ve sanatsal üretimlerini disiplinlerarası bir yaklaşım çerçevesinde, kültürel çalışmalar ve eleştirel teoriyle ilişkilendirerek sürdürmektedir. Yüksek lisans eğitimini İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültürel İncelemeler Programı’nda tamamladı. Tez çalışmasında, çağdaş sanatta koku duyusunu çokduyulu estetik ve deneyim üzerinden ele alarak, sanatın dönüştürücü gücünü politik ve kültürel bağlamlarıyla birlikte inceledi. Hâlen Kadir Has Üniversitesi’nde, burslu olarak Kültür Varlıklarını Koruma alanında doktora çalışmalarına devam etmektedir. Doktora tezinde kültür politikaları ve müzecilik odağında, kültürel üretim süreçlerinin kamusal alan, kurumlar ve toplumsal dönüşümle ilişkisini irdelemektedir.
Karşılaşmalar
"Karşılaşmalar" plansız ve tesadüfi bir araya gelişlerin yarattığı anlık gerilimleri, yeniden tanışmaların potansiyelini ve insan ilişkilerini şekillendiren dinamikleri keşfe çıkar.
Sergi, karşılaşmaların en belirgin özelliği olan hazırlıksız yakalanma durumunu odağına alır; izleyici rastlantısal bir şekilde kendi, benzerleri ve ötekiler ile bir araya gelirler. Böylece, karşılaşanlar arasındaki ilk temas, yalnızca bir buluşma olmanın ötesine geçer; bir tanışma fırsatına, belki de daha önce hiç deneyimlenmemiş bir bir araya gelişe dönüşür.
Serginin teması, izleyiciye bu plansız buluşmaların ve tesadüfi anların sunduğu yeni ihtimalleri deneyimleme fırsatı tanımayı amaçlar. Zor görünen diyalogların, beklenmedik monologların, hatta sessizliğin kendisinin bir anlam yaratabileceği bir ortam tasarlanır. Bu sergide, insanın kendisi ve 'öteki'yle olan ilişkisini sorgularken, farklı bakış açıları, farklı gerçeklikler arasında köprüler kurulmak istenir çünkü karşılaşmalar, her zaman bir şeyleri dönüştürme potansiyeline sahip rastlantıların ve insanın derinliklerine inme fırsatlarının kapılarını aralar.
Sergi, izleyiciye sadece estetik bir deneyim sunmaktan daha fazlasını hedefler: Kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu ilişkilerin sınırlarını, o sınırların içini ve dışını keşfetmek. Her bir parça, bu karşılaşmaların, yeni ihtimallerin, zor görünen diyalogların ve yeniden tanışmanın gücünü açığa çıkarır. Böylece izleyici, sergiye dair deneyimini yalnızca bir gözlemcilikten çıkarıp, aktif bir katılım ve keşif sürecine dönüştürebilir.