Duygular ve utanç, yeni medya, sanat ve toplum kesişiminde yer alan çalışmalarını Ankara’da sürdürmektedir.
Bireyin kendi özüyle kurduğu ilişki, başkaları tarafından şekillendirilen ya da yeniden düzenlenen çerçevede belirlenir. Yeniden yaratımın faili olan başkaları ise sosyal yapının tamamıdır. İnsan en yalnız olduğu anda bile tamamen izole ya da bir başına kalmış değildir. Doğumdan ölüme, diğerlerinden bağını koparmış bireyin varlığını mümkün kılmayan toplumsallık, kendini bir dizi kuralla gösterir, ki bu kuralların işleme biçimi bizi bu serginin etrafında şekillendiği kavrama götürür: Utanç duygusu.
Bireyin eylem ve düşünce alanının sınırları, utanç duygusunun çerçevesiyle kesişim halindedir. Ayıp, mahrem ve günah olan; aynı zamanda kaçınılması gereken, istenmeyen, suçluluk ve utanç doğuran durumların belirleyicisidir. Ayıplanan, yasaklanan, edepsiz görülen, yüz kızartıcı bulunan tüm potansiyellerin sahip olduğu ve dayattığı anlam ve eylem dünyası öğrenilir, gündelik hayatta yeniden üretilir. Duygusal yaşantıdaki dikotomi, ben ve ötekiyi iki uca yerleştirir. Sartre, “Başkası karşısında, kendimden utanıyorum.” ifadesini alıntılar ve utancı formülize ederek ekler, “Bu boyutlardan biri kaybolacak olursa, utanç da kaybolur.” Öyleyse utanmanın düzlemi, kendiliği, ötekini ve duyguya dair bilişi içinde barındırır.
Utanma duygusu, fiziksel tezahürleriyle karakterize bir duygudur: başın öne eğilmesi, küçülme, gizlenme isteği... Tüm bu utanç tepkileri, bireyin varlığının ve ilişkiselliğinin bir formu olan bedeninde görünürlük kazanır. Sara Ahmed utancı, “görünmeyle, kişinin başkalarının önünde görünmesiyle ve başkalarına nasıl göründüğüyle ilgili” bir duygu olarak anlamlandırır.** Öyleyse utanca dair izler, kültürel ve gündelik yaşantının her anıyla iç içedir.
Peki tüm bu yargıların belirlenimi nereye dayanır? Utancın ne kadarı içsel, ne kadarı dışsaldır? Sergi, bu sorulara yanıt ararken toplumsal bir duygu olarak utancı ele alıyor. Böylece sergiye dahil edilmiş her bir eser, kendi yaratısı ölçüsünde bireysel, sunulduğu ölçüde toplumsal deneyim alanına dahil oluyor. Utanç duygusunun bu konumlanışı sergide, utancın ilişkili olduğu diğer duygulanım biçimleriyle, eylem ve eylemsizlik anlatılarıyla ve bu duygunun varoluşu şekillendirme kapasitesiyle ilişkili olarak tartışılıyor. Sergiye dahil edilen çalışmalar, duygusal yaşantının dışarıya gösterilen alanı olan bedenin, öteki ile girdiği ya da giremediği diyaloğun, kurduğu ya da kuramadığı ifade biçimlerinin aktarıcısı olarak söylem üreten çeşitliliği yansıtıyor. Utanç, sergide yer alan eserlerde kimi zaman başkaldırılan, kimi zaman altında ezilinen, bazense kabullenip özümsenen bir duygu olarak malzemeye ve bu aracılıkla izleyiciye yansıyor.
Utanç, her zaman saf haliyle görünür ve gözlemlenebilir halde bulunmaz. Bireysel ve toplumsal düzlemde ne kadar içselleştirilmişse o kadar kazılarak ortaya çıkarılması gerekir. Bu derinlemesine kazı çalışmasının bir aracı olarak sergi, duyguların akışkanlığı üzerinde düşünmeyi cesaretlendirirken, duygunun içsel deneyimi ile sosyal konumlanışı arasındaki zeminin uçurumdan örtüşmeye uzanan spektrumunu betimleyen bir kompozisyonu yansıtmayı amaçlıyor.
Bilgi çağından post-truth evresine sürüklenen bireyin elinde kalan tek güvenilir kaynak kendi duygularıdır. Fakat bu duyguların ne kadarı özden gelmekte, ne kadarı yönlendirilmekte ve yaşantılar “utandırma” ile nasıl şekillenmektedir? Bakma, Orada Değilim bireylerin kendileriyle olan ilişkilerinin tartışmalı derinliğinde ve kendilerini daha çok gördükleri ama daha az anladıkları postmodern çağda bir içe dönüş fişeği ateşlemeyi hedefliyor. Sergide yer alan eserler, duygular üzerinden çevreyi okurken izleyeni bir özkavrayışa götürüyor.
Sergi, izleyiciyi utanç duygusunu tanıması, onunla yüzleşmesi ve nihayetinde bu duygunun kökenlerini ve etkilerini kendi içinde ve dışında arayarak utanç karşısında nasıl bir konum almayı tercih edeceğini düşünmesi için aracı olmayı amaçlıyor.
* Sartre, J.P. (2010). Varlık ve hiçlik. (T. Ilgaz ve G. Çankaya Eksen, çev.). İstanbul: İthaki.
** Ahmed, S. (2015). Duyguların kültürel politikası. (S. Komut, çev.). İstanbul: Sel Yayıncılık.