Duygu Toprak
Duygu Toprak, editörlük, araştırma ve çağdaş sanattan beslenen disiplinlerarası bir pratik yürütür. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama lisansının ve Utrecht Üniversitesi Beşeri Coğrafya ve Planlama yüksek lisansının ardından, çalışmalarını müştereklere dayalı düşünme biçimleri ve gündelik hayatın politikaları etrafında şekillendirmiştir. Yaklaşık on yıl boyunca ekonomi politikaları, insan hakları ve iç politika alanlarında bir büyükelçilikte uzman olarak görev almıştır. Ortaklaşa: Kenti Müşterekleştirmek başta olmak üzere, araştırma, yayıncılık ve kamusal diyalogu bir araya getiren projeler geliştirmiştir. Çağdaş sanatı; ekolojik, mekânsal ve insan-ötesi perspektiflerin küratoryal araştırma, saha temelli yöntemler ve disiplinlerarası diyalog yoluyla ele alınabildiği bir düşünme ve üretme alanı olarak görmektedir.
Dünyayı Yeniden Kurmak
Donna Haraway’in reworlding kavramından ilham alan sergi, ekolojiyi bilgi, estetik ve siyasetin kesişiminde ele alır. Doğa temsillerini sorgulayarak sanatsal pratiklerin temsil biçimlerini nasıl dönüştürdüğünü tartışır.
Gezegenin ekolojik çözülme süreci karşısında ekolojiyi insan ve insan-dışı varlıkların birbirinden öğrendiği bir alan olarak görmek hangi olasılıklara kapı aralar? Benzerlik, kasıtlılık ve empati gibi antropomorfik tanımlama eğilimlerinin ötesine geçen görme yolları neler olabilir? İnsan olmayan varlıkları eylemli varlıklar olarak düşünmek, ortaklaşma kavramını nasıl dönüştürür?
Adını Donna Haraway’in reworlding kavramından ödünç alan Dünyayı Yeniden Kurmak, ekolojiyi bilgi, estetik ve siyasetin kesişiminde bir araştırma alanı olarak ele alıyor. Bilimsel çizimler, peyzajlar ve natürmortlar gibi doğa temsillerinin nasıl çalıştığını, hangi bakışları içerdiğini ve neleri dışarıda bıraktığını tartışmaya açarak; sanatsal pratiklerin temsil kalıplarını nasıl dönüştürdüğünü ve bozduğunu, tarihsel bir süreklilik içinde yeniden düşünmeye açıyor.
Sergi, doğa–kültür ikiliğinin dışında bir anlatı kurmak üzere üç eksen üzerinden yapılandırılıyor: dikkat, eleştiri ve işbirliği. Dikkat, sembolik bir dilden kaçınan ve maddeselliği öne çıkaran işler aracılığıyla, dinlemeyi ve sezgiyi temel alan etik ve epistemolojik bir duruş sunuyor. Eleştiri, doğanın tarihsel olarak nasıl sınıflandırma, kontrol ve şiddet rejimlerine tabi kılındığını araştıran; doğa temsilinin ideolojik ve tarihsel yüklerine işaret eden çalışmaları bir araya getiriyor. Geçici, kırılgan ve müşterek ağlar düşüncesini temel alan işbirliği ekseni ise türlerarası hikâyelerle birlikte düşünme ve üretme pratiklerini odağına alıyor.
Sergi, ekolojik tahribat, şiddet ve siyaset arasındaki ilişkileri; felaket ve çaresizlik söylemleri yerine, insan merkezciliğin normatif sınıflandırmalarını bozan, melez bir imgelemeye kapı aralayan ve idealleştirilmiş doğa temsillerine karşı duyu sınırlılıklarımızın dışına çıkmayı öneren işler üzerinden ele alıyor. Çözüm aramaktansa “belayla kalmayı” öneren sergi, yalnızca geleceği değil, bugünü de birlikte kurmak için spekülatif bir tahayyülü yöntem olarak ortaya koyuyor.