Blog

Çevrimiçi Akbank Sanat konseri öncesinde: Bilge Günaydın Trio

Blog
Çevrimiçi Akbank Sanat konseri öncesinde: Bilge Günaydın Trio

15.04.2021

Röportaj: Biçem Kaya

Bilge Günaydın, Cenk Erdoğan ve Ozan Musluoğlu’nun; piyano, gitar ve bas üçlüsü olarak çalacakları konser, 15 Nisan Perşembe akşamı Akbank Sanat YouTube kanalında olacak. Hem Günaydın’a ait besteler hem de bu üçlüye düzenlemelerden oluşan bir repertuar dinleyeceğimiz konser öncesinde, üçlüye merak ettiklerimizi sorduk.

İlk albümün Daydreams, Ada Müzik etiketiyle çıktı ve eleştirmenlerin 2020’nin en iyi albümleri listelerinde yer aldı. Ayrıca Japon müzik şirketi Inpartmaint etiketiyle Japonya’da da dinleyiciyle buluştu. Öncelikle ilk albümünle ilgili neler hissediyorsun? Japonya açılımı nasıl geri dönüşler getirdi?

B.G: Daydreams, aslında yayımlanmasına kadar geçen süre içerisinde uzun bir dönem paylaşmanın hayalini kurduğum ve kaydetmek için en doğru zamanı bekleyip, üzerine titrediğim bir albüm oldu. Albüm, Türkiye’de yayımlanmasının ardından daha öncesinde hiçbir bağlantımız olmaması rağmen, Japon plak şirketi Inparmaint’in teklifi ile Japonya’da da CD ve dijital olarak yayımlandı. Hem yurt içi hem de yurt dışı dinleyicilerinden çok olumlu geri dönüşler alıyorum hâlâ ve bu beni çok mutlu ediyor. Geriye dönüp baktığımda iyi ki kaydetmişiz dediğim bir ilk albüm benim için.

Caz müzikte “örgütlülük” ve “doku” kavramlarını erken dönem caz topluluklarından başlayarak ele aldığın bir tezin var. Kendi bestelerinde de orkestrasyon konusunda verdiğin emek, çalışmaların arasındaki paralelliklerin bir başka serimini yapıyor. Klasik müzik geçmişinin de ayak seslerini barındırıyor. Çalgıların birlikteliğiyle söz söyleyen bu tutumundan biraz daha söz edebilir misin? Aynı ortamda performans verebilmenin öneminin altını çizen bu yaklaşımın, fiziksel mesafelenme döneminde ne gibi değişikliklere uğradı?

B.G: Bahçeşehir Üniversitesi’nde caz alanında master yaparken yazdığım tez, big band gibi büyük ölçekli ve orta ölçekli caz orkestralarının tarihsel değişimi ve karşılaştırması ile ilgiliydi. Bir besteci olarak, orkestra için müzik yazmak ve bir orkestranın imkân tanıdığı geniş renk paletinde müziğin ifade sınırlarını zorlayabilmek benim için ayrı bir tutku. Aslında, bundan seneler önce Akbank’ın ev sahibi olduğu İstanbul Gençlik Caz Orkestrası konserlerinde piyanist olarak yer aldığım dönemde, big band için yazdığım eserler de bu tutkunun perçinlenmesinde etkili olmuştu diyebilirim. Tabii ki her zaman büyük orkestra ile çalışmak mümkün olmasa da, küçük gruplarda da özellikle nefesli enstrümanistlerle çalışırken, bu enstrümanların müziğimde en efektif şekilde yer almalarını sağlamak benim için oyunun en zevkli taraflarından. Pandemi dönemi ile ilgili soruya gelecek olursak, son bir yıldır kalabalık orkestraların bir araya gelmesi, prova yapması veya konser çalması neredeyse imkânsız hâle geldi maalesef. Kayıt aşamasında üst üste kaydedilerek bir projenin ilerlemesi mümkün gibi görünse de hem her müzik buna imkân tanımıyor hem de beraber çalmanın yerini alamıyor. Diğer yandan tabii ki bu da bir dönem ve bu dönemde müzisyenler olarak solo projelere ya da daha küçük gruplara yönelerek belki de başka bir kapıyı aralamış oluyoruz aslında.

Daydreams albümündeki konuklardan biri Cenk Erdoğan. Trio’nda hem Cenk Erdoğan hem de Ozan Musluoğlu ile birlikte müzik yapıyorsun. Her iki isimle de ortak çalışma sürecin nasıl başladı? Pandemi koşullarında nasıl şekillendi? 

B.G: Cenk Erdoğan’la tanışmamız 2019 yazında, Daydreams kayıtlarının bir hafta öncesinde gerçekleşti. Güzel de bir hikâyesi var. İstanbul Caz Festivali’nin düzenlediği genç caz yarışmasına kendi projem ile katıldığımda Cenk de jürideydi. Konser çıkışında istersem “Üvercinka” isimli parçamda albümde yer alabileceğini söyledi, ben de çok sevinerek hemen kabul ettim tabii ki. Trio olarak sahnede çalmaya başlamamız ise, Nardis Caz Kulübü’nün pandemi koşulları gereği sadece trio konserleri düzenlediği bir döneme dayanıyor. Cenk Erdoğan da Ozan Musluoğlu da zaten hep beraber sahnede yer almak istediğim iki değerli müzisyendi ancak beraber ilk trio konserimizi çaldığımızda ortaya çok sıcak ve özgün bir müzik çıktı. İkinci konserden sonra ise, bu üçlüyü projeleştirmeye karar verdik. Bir aksilik olmazsa, Akbank Sanat canlı yayın konserimizin ardından, benim bestelerimden oluşan bir repertuar ile bu projenin albüm kaydını gerçekleştireceğiz.

Geçtiğimiz sonbaharda Arıyorum Hala başlıklı bir karantina albümü yayımlamıştın. Evlere kapanma günlerinde çevreye olan farkındalığının artmasıyla da harmanlanmış bir çalışma. Aynı zamanda bir solo gitar çalışması ve çıktığı dönemle ilintili bir tür yalnızlığı da barındırıyor. Senin için bir tür arınma olarak görebilir miyiz bu albümü?

C.E: Arıyorum Hala benim için bir korona günlüğüdür aslında. Uzun bir konser turnesinden döner dönmez karantinaya girdim ve hâliyle içe döndüm ve yalnızlaştım. Bir diğer yandan da doğayı gözlemledim. Biz dışarıda yokken ne kadar hızlı kendini iyileştirdiğini fark ettim. Ve güzeli aradığımız bir albüm yaptım. Albümde solo gitar parçaları olduğu kadar üst üste kayıtlar da var. Yani kafamda çalan tüm varyasyonları kayda aldım diyebilirim. Yapmış olmaktan büyük keyif aldığım bir albümdür.

Karantina döneminde bir başka çalışmanın daha yapım aşamasına hazır olduğundan söz etmiştin. İlk perdesiz gitar konçertosunu hazırladığın bu çalışmanın içeriği ve sürecine yönelik merak edilen çok konu var. Bu heyecan verici çalışmanın ilk adımları nasıl atıldı, belirli bir çıkış noktasına sahip mi? Salgın sebebiyle ertelenen kayıt sürecinde son durumlar neler?

 C.E: İlk perdesiz gitar konçertosunun ilk melodileri Hollanda Rotterdam’da geldi. Bir dostumun evinde 4 gün geçirdim, o sırada yağmur çamur bir hava varken evden dışarı bakıp bestelemeye başladım. Daha sonra Amerika turnesinde her gün ortalama 4 saat çalışıp ufak ufak ilerlemeye başladım. Ardından Türkiye’deki kapanma sürecinde de geri kalan kısmını tamamladım. Bu tabii klasik bir konçerto formunda değil; 6 bölümden oluşan ve farklı hisleri anlatan bir senfonik orkestra ve solist perdesiz gitar eseri. 41 dakikalık müzik yazdım. Şu sıralar kayıt aşamasıyla alakalı bir ön çalışmadayım. Umarım, bu sene içinde kaydedip yayımlayıp, konserlerini gücüm yettikçe çalacağım.

Bir dinleyicinin önerisi üzerine sosyal medya üzerinden dünyaya açıldın, Avrupa ve Amerika kıtalarında konserler verdin. Hesaplarını çok aktif kullanıyorsun. Nitekim yakın bir zamanda da Instagram üzerinden “fretlessguitarlessons” başlıklı bir hesapla gitar üzerine kimi notlarını meraklılarla paylaşarak bir açık kaynak oluşturmaktasın. Kısa bir süre önce de “Hikayesi Olanın Sahnesi”nde yeni normal koşullarında canlı konser verdin. Sosyal medya platformları üzerinden dinleyiciye ulaşmak, onlarla buluşmak, birlikteliklerin dijital ortama taşındığı bu dönemde neler hissettiriyor? Bir yandan da bu ortamların dinleme ve tüketme hızını çok artırmasından söz ediyoruz. Bu müziğe ne yönde etki ediyor?

C.E: Sosyal medya artık olmazsa olmazlar arasında. Hatta yemek diyetlerinden sonra sosyal medya diyetleri bile başladı. Ben de maalesef kendi çapımda bağımlılıklar yaşıyorum. Olmadığı zamanları özlüyor muyum? Evet hem de çok. Yani birini aramadan önce Instagram’a girip nerde olduğuna bakıp fikir edinmek yerine, direkt arayıp müsait olup olmadığını sormayı özledim. Bir diğer yandan da ciddi bir iletişim şekli artık. Bir videom viral oldu ve 7 milyon izlendi, ondan hemen sonra Avrupa ve Amerika’da 2 senede 88 konser, 15 masterclass yaptım. Buna şükrediyorum tabii ki. Şu dönemlerde canlı yayın konserlerinin insanlara iyi geldiğini fark ediyorum ama canlı konserler başladığında biliyorum ki buluşacağız. Kimse evde oturmak ve 5 cm’lik bir ekrandan konser izlemek istemeyecektir diye umuyorum. Tek ricam kaliteli yayınları ve sesleri tercih etsinler, sapla samanı ayırsınlar ve yasaklar bitince konserlerimize gelsinler. Ben şahsen dinleyicilerimi çok özledim!

Karantina sürecinde Eylül Ergül ve Çağla Karaali ile birlikte doğaya da yakın olarak birlikte çaldınız ve bu proje trioya doğru ilerledi. Akbank Sanat ile de Dünya Caz Günü kapsamında mini konser verdiniz. Öncelikle Ozan Musluoğlu Trio’nun gelecek planlarından söz edebilir misin?

O.M: Ozan Musluoğlu Trio olarak başlayan grubumuz Serdar Barçın’ın da katılımıyla dörtlü oldu. Sonrasında grubun kurulduğu ve ilk Akbank Sanat konserinin gerçekleştiği Kaş’ın Ahatlı köyünün Antik Yunan’daki adı Genedos olarak son ismini aldı. Genedos şu sıralar kendi orjinallerine yoğunlaştığı bir dönemden geçiyor ve konser faaliyetlerine devam ediyor. Ozan Musluoğlu Trio ise şu sıralar quintet olarak konserler yapmaya devam ediyor.

My Best Friends serisinin devamının bir süredir hazır olduğunu belirtmiştin. Bass Composers başlığını taşıyan bu albüm haricinde, Nevi ile Türkiyeli ve Rus müzisyenlerden oluşan kolektif bir albümde yer aldın. Ayrıca Boho grubunuzun da dinleyiciyle buluşmayı bekleyen bir albümü var. Canlı konser ile dinleyiciyle buluşmasını çok önemseyen biri olarak bu albümleri salgın sürecinde yayınlamaktan kaçındın. Bilge Günaydın Trio olarak Akbank Sanat YouTube kanalında dijital bir ara yüzde konser verecek olmak nasıl bir duygu? Bu zorunlu arayüz değişimi performansın için ne gibi değişimleri beraberinde getiriyor?

O.M: Aslında içeriği Bass Hero Composers olan 9 isimli albümümün yayımlanmasını pandemi sonrasına erteleyip, paralelinde “Nevi” ve “Zum4tet”i (eski adıyla Boho) dinleyiciyle buluşturduk. Bu projeleri festivallerde dinleyiciyle buluşturmak her zaman büyük keyif hepimize. Bilge ve Cenk ile son dönemlerde güzel konserler verdik. Akbank Sanat için vereceğimiz online konserin hemen sonrasında kayıt edeceğimiz bu albümü de önden bir nebze duyurmak bizim için de heyecan verici olacak. Bu zorunlu ara yüz değişimi performanslarda zaman zaman zorlayıcı olsa da değişime ayak uydurmamız ve adapte olmamız gerekiyor. Ama, hepimizi maksimumda zorlayan o duyamadığımız alkış sesleri sanırım… En çok da onu özlüyoruz…

TRT ile big band müziği üzerinden de bir açılma sahipsin ve yıllardır caz müziğin geniş sınırlarını kat eden çalışmalarda imzan var. Bilge Günaydın Trio olarak Akbank Sanat üzerinden dinleyiciyle buluşacak bu konseri senin için özel kılan detaylardan söz edebilir misin?

O.M: Bilge ile bu konseri benim için özel kılan, Cenk’in de içinde bulunduğu bu üçlünün akustik yakaladığı naif tını ve güzel melodilerin sizi bir yolculuğa sürüklüyor olması olabilir. Yakalanan o güzel enerjiyi konserlerde dinleyiciyle buluşturmak zaten olayın en muhteşem yanı sanırım. 15 Nisan‘da görüşmek üzere.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bizi Takip Edin
TR EN
Etkinlikleri etiketlere göre filtreleyin
03 MAY PZT
-
04 MAY SAL
-
05 MAY ÇAR
-
06 MAY PER
-
07 MAY CUM
-
08 MAY CMT
-
09 MAY PAZ
-
10 MAY PZT
-
11 MAY SAL
-
12 MAY ÇAR
-
13 MAY PER
1

Çevirimiçi Etkinlik IV- "Mitlerin Ortak Özelliği: Yaratılış“

Akbank Sanat Youtube

14 MAY CUM
-
15 MAY CMT
-
16 MAY PAZ
-
17 MAY PZT
1

18:00

Seminer Küratöryel Stratejiler: Serbest Alanlar ve Bienaller: Sinop Bienali - T. Melih Görgün

zoom

18 MAY SAL
-
19 MAY ÇAR
-
20 MAY PER
-
21 MAY CUM
-
22 MAY CMT
-
23 MAY PAZ
1

17:00

Çevirimiçi Etkinlik Sanatın Çocuk Gelişimine Katkısı Üzerine Ailelerle Sohbetler

zoom

Etkinliği takviminize ekleyin

E-Bülten'e üye olun